Anı

İlkokul yıllarımdayken öğretmenimiz sorular soruyor, bu sorular cevaplamaya bizi teşvik etmek için ise doğru cevabı götürenlerin defterlerine çıkartmalar yapıştırıyordu. Yine soru sorduğu günlerin birisinde siyah sandalyesine oturmuş, masasına cevapları getiren öğrencilerin cevaplarını kontrol ediyordu. Ben de sorunun doğru cevabı bulduğumu düşündüğüm için heyecanla sıramdan kalkmıştım. O heyecanla, hızlı adımlarla masasına doğru yürürken bir arkadaşım farkında olmadan ayağını yolumun üstüne koymuştu. Ben bunu fark etmemiştim bile, ta ki ayağına takılıp düşene kadar. Düşmenin etkisiyle burnum kanamaya başlamıştı. Bunun üzerine öğretmenim, beni kendi sandalyesine oturtarak görebildiği kadarıyla burnuma bakmaya çalışmıştı. Benim burnum doğuştan yamuk lakin öğretmenim bunu bilmiyordu. Şişmenin de etkisiyle yamukluğu daha çok belli olunca annemi aramıştı. Anneme, "Kızınızın burnu kırıldı, acil gelebilir misiniz?" demişti. Tabii, annem koşa koşa gelmiş, 15 dakikalık yolu 5 dakikada tamamlamıştı. Sonra burnuma bakınca doğuştan olan yamukluğu olduğunu anlayıp öğretmenimi de bilgilendirmişti. Ardından ise hastaneye gitmiştik.

Yıllar sonra benim düşmeme bilerek olmasa da sebebiyet veren kızı bir kursta gördüm. Bu olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olsa da o unutmamıştı. Bir suçu olmadığını söylesem de benden özür dilemiş, zaten tatlı bir anı olarak kalan olayı daha bir tatlıya bağlamıştı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nevruz