Çalıkuşu
Çalıkuşu romanı, genç yaşta anne babasını kaybeden ve sonra kuzeni Kamran'a aşık olan, aşktaki gurur yüzünden de sürekli savrulan Feride'yi konu alıyor.
Öncelikle Feride karakteri zamanının ilerisinde diyebiliriz bence. O zamanlar kadınların sürekli "hanım hanımcık" olması bekleniyor lakin Feride lafını esirgemiyor, kendi ayakları üstünde durmak istiyor, erkeklere yüz vermiyor. Böyle şeyleri biz bugün bile alkışlıyoruz ki, bir asır önce yazılmış bir romanda görmek cidden takdire şayan. Herkesten kaçıyor, sürekli yeni yerlere savruluyor. Aşık fakat bir o kadar gururlu. Bu gururu uğruna İstanbul’dan Anadolu’ya gitmesi zaten romanının ana konusunu oluşturuyor.
Kamran’la aralarındaki iletişimsizlik günümüz dizilerini aratmıyor. Belki de konuşulsa çözülecek bir olayı maalesef ki konuşmuyorlar. Daha doğrusu Feride konuşmayı reddediyor ve Kamran'a konuşma hakkı tanımadan yalnızca bir mektup bırakarak evi terk ediyor.
Romanın dili dönemi açısından sade sayılır ama biz yeni nesil için biraz yavaş akıyor. Feride’nin ve Hayrullah'ın mektupları duygusal yoğunluk katıyor. O mektuplarda karakterin iç dünyasını tanımak güzel bir detay.
Çalıkuşu, öğretmenlik mesleğine, kadın mücadelesine ve aşkın iniş çıkışlarına dair çok şey anlatıyor. Ama bugünün gençliği için temposu zaman zaman düşüyor. Yine de Feride gibi bir karakterin, o dönem erkek egemen topluma karşı böyle dimdik durması saygıyı hak ediyor.
Feride'nin bu dik ve kararlı duruşu yüzünden Çalıkuşu hem eskiler hem de yeni nesil ile ortak noktada buluşabiliyor. Zaten bence bu kadar sene boyunca unutulmamasının sebebi de bu.
Yorumlar
Yorum Gönder