Toplumsal Çürüme

Beni son dönemlerde en çok üzen konu hepimizin gündeminde olan ölümler. Gerek kadın cinayetleri gerekse toplumdaki birbirimize karşı sevgi ve saygı yitirilişleri bu ölüm kategorisine dahil edebilir.

Halk yavaş yavaş çürüyor, toplumsal bir çürüme bu. Öyle ki insanların artık birbirini anlamaya bile tahammül edemedikleri bir dönemdeyiz. Karşımızdaki kişiyi anlamaya gayret göstermediğimiz, herkesin etrafta saatli bomba gibi gergin gezdiği, içimizdeki iyiliğin ve saygının yavaş yavaş yittiği şu çağda, kadın cinayetleri de bir hayli artmış durumda.

Beni açıkçası her hatırladığımda en çok üzen olaylar bunlar oluyor. Neredeyse her hafta gençliğinin baharından bir çiçek, bazen hayatında bir kere bile görmediği biri tarafından hayattan koparılıyor. Bana göre de bunun temel sebebi az önce saydığım nedenler. Toplumun yavaş yavaş bozularak evrilmesi maalesef ki o toplumda yaşayan bireylerin de ruhsal açıdan sağlıklı olmalarını zorlaştırıyor. Bu durumda da ruh sağlığı bozuk, zihniyeti kirli olan kişiler etrafta her an bir şey yapabilme kapasitesiyle başıboş dolanıyor.

Fikrimce bu gidişata dur denilebilmesi ancak yeni neslin sağlıklı bir biçimde yetiştirilmesiyle sağlanabilir. Bunun için de ancak bilinçli ailelerin çocuk sahibi olması gerekir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nevruz