Acılı Bir Bayram Ziyareti

Eski bayramlardan birinde -tahminimce benim 8 yaşında olduğum- bayram ziyareti sırasında canım çok sıkılmıştı. Bende bunun üzerine bayramlaşmaya gittiğimiz evin bahçesinde ufak bir gezintiye çıktım. Gezerken çiçeklerin üzerine konan arılar gözüme çarptı. E çocuğum tabii, merak ettiğim her şeyi elime alıp incelemek benim için elzem bir haz taşıyor. Arıları yakalamak için onları kovalamaya başladım.

Yazık, yalnızca işlerini yapan hayvancağızları tek başıma canlarından bezdirdim. Bunun üzerine aralarından biri iğnesini koluma bırakarak beni büyük bir şok ve acıya terk ederek gitti. Gerçi çok uzağa gidebildiğini zannetmem, malum bana iğnesini bırakarak kendine bir nevi ölümü hediye etti.

Ondan sonra benim ağzımdan bir çığlık koptu. Ailem ve ev sahipleri hemen başıma toplaştı, koluma baktılar.

Sonra ne mi oldu?

Ben acıdan ağlamaya devam ederken ailem de beni yanında sürükleyerek gezdirmeye devam etti. Zaten gezmeyi bitirmeye son iki kişi mi ne kalmıştı, onları da gezerek bitirmenin daha iyi bir seçenek olduğunu düşündüler. O evden sonra gittiğimiz ilk yerde de iğneyi çıkarıp o bölgeye kolonya dökerek birazdan geçeceğini söylediler. Bilmiyorum, belki ben küçüğüm diye abarttım lakin gece yarısına kadar acısı geçmedi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nevruz