Sosyal Medya ve "Mükemmel" Hayat
“Mükemmel hayat dediğimiz şey gerçekten var mı?”
Mükemmel hayat… kulağa sanki herkesin gizliden gizliye kovalamaya çalıştığı, ama kimsenin tam olarak tarif edemediği bir şey gibi geliyor. Sosyal medyada gördüğümüz düzenli odalar, hep mutlu görünen arkadaş grupları, asla yorulmayan insanlar ve sürekli başarıdan başarıya koşan tipler… Hepsini görünce ister istemez insan düşünüyor: “Benim hayatım niye böyle değil?”
Lakin işin aslı şu: Mükemmel hayat dediğimiz şey genelde bir illüzyon. Çoğu zaman başkalarının en iyi anlarıyla kendi en kötü hâlimizi kıyaslıyoruz. Birinin paylaştığı 10 saniyelik videonun arkasındaki dağınıklığı, kırgınlığı, stresini ya da kusurlarını görmüyoruz. İnsanlar ne kadar güçlü görünürse görünsün, herkesin kendine göre yara bandıyla tutturduğu yerleri var.
Bir de “mükemmellik” dediğimiz şey zaten sabit değil. Birine göre para, diğerine göre huzur. Kimine göre kariyer, kimine göre ilişkiler. Bu kadar değişken bir şeyin “tek bir doğru hâli” olabilir mi? Sanmıyorum.
Belki de mesele mükemmel hayatın peşinden koşmak değil; kendi hayatındaki küçük düzgün anları fark edip toplamaktır. Bazen bir sohbet, bazen iyi bir gün, bazen de sadece kendine dürüst hissettiğin bir an… Bunlar dışarıdan bakınca “büyük” görünmez ama insanın içini toparlayan şeyler bunlardır.
Sonuç olarak: Mükemmel hayat gerçekten var mı?
Muhtemelen hayır.
Ama “gerçek” bir hayat var, yükseliş ve düşüşleriyle.
Ve belki de en güzeli, mükemmel olmaya zorlanmadığın bir hayat yaşamaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder