Öğretici ve Edebi Metin
ÖĞRETİCİ METİN
Kaynak: Wikipedia
EDEBİ METİN
Yüreğimde haddi hesabı olmayan bir coşku vardı. Damarlarımda akan kan; hiddetle, taşmak istercesine kaynıyordu. Gavurların attıkları her bir adımın ardından getirdikleri yıkım ve vahşet, milletim için her daim kanayacak bir yaraydı. Bu yaranın daha fazla deşilmesine göz yumacak değildim.
Havanın sakinliği ürkütücü bir hâl almıştı. Bazı anlar vardır, kalbinizin sesi kulak zarınızı patlatacak güçte olur. Şu an o anlardan birindeydim.
Birazdan gidecek ve bir milletin sesi olmak için konuşacaktım.
Birazdan gidecek ve bir kuyuya ilk taşı atan kişi olacaktım.
İlk iş günüydü. İnsanlar meydanda ağır ağır toplaşmaya başlamışlardı. Çantaları omuzlarında, dersten henüz çıkmış öğrenciler; siyahlar içinde, sessiz ama hüzünleri gözlerinden akınan kadınlar, İzmir'in işgalini haber alan tüm halk akın akın geliyordu.
Biraz zaman geçti. Güneş tepede tenimizi yakmak adına parlıyordu lakin herkesin zaten ciğeri yanıyordu, daha fazla yakamazdı.
Halkın önüne çıkarken düşünüyordum: Korku var mıydı içimde? Hayır. Peki ya heyecan? Belki, biraz.
Hissettiğim hiçbiri değildi.
Beni ele geçiren, şu an elimin titremesine sebep olan yegâne şey, ham öfkeydi.
Konuşmaya başladım, "İzmir Türk'tür!" İnsanlarla aynı kalbe sahip olmamızın bilinci ve onların beni destekleyen sözlerinden cesaret alarak, daha da güçlü bir tonda ekledim: "Türk kalacaktır!"
Yorumlar
Yorum Gönder