Yeterlilik
Şu hayatta birçok şey denemeye vakti oluyor çoğu insanın. Ortalama bir erkek 75, ortalama bir kadın 80 yıl kadar yaşıyor. Bu onca yıl stres, panik, başarı ve başarısızlık arasında çürüyüp gidiyor. Başarı sağlansa bile çoğu insan mutlu olamıyor çünkü “O daha iyi ve daha çabuk yaptı” düşüncesiyle kendini yiyip bitiriyor. Halbuki bu kadar yıl kendini içten içe çökertmek için çok fazla. Ne yazık ki hayatın hızına yetişmeye çalışırken kimse durup bunu düşünecek zaman yaratmıyor, yaratamıyor.
Kendimizi bildik bileli hep bir arayış içindeydik. Bir başarı, bir hayat amacı. Çok fazla aktivite denedik, çok fazla hobi. Başarıyı sağlayamayınca bıraktık hepsini. Hatta öyle ki bunlar bizim yıllarımıza mâl oldu. Hâlâ onlarla alakalı en ufak bir videoda, bir yazıda, bir haberde içimiz sızlar belki.
“Neden?” diye sorduk hep kendimize. Neden bir kez olsun öne çıkamadık? Neden sürekli ortalama ya da yetersiz denilen olduk? Neden bir kez olsun evren yüzümüze bakıp artık huzur bulacak ruhun demedi?
Doğuştan yetenekli olabileceğimiz bir şey aradık hep kendimize. Sonucunda buradayız. İşin sonunda hep yazdığımız, başladığımız yerdeyiz. Anlatırken bile rahat hissedemedik. Eleştirecek yer arayan zihnimize söz geçiremedik ve tüm hikayelerimizin finalini ancak kafamın en ücra köşelerinde verebildik.
Şu an bunu okuyan, her kimsen sana söylüyorum; hiçbirimiz “yeterli” sıfatına nail olamadık şu hayatta. Zira hep eksiklerimiz kuyruk gibi takıldı peşimize. Hayır, tüm zihnin yanlışın yalnızca sende olduğuna dair çığlık çığlığa bombalar patlatırken aslında o muhteşem insan kimse değildi aslında. Onu sen yarattın, sen büyüttün, sen besledin. Sen koydun kendi yansımana bakmaya çalışırken onu aynanın önüne.
“Kesin benimle dalga geçiyorlar” diye düşünürken yarattın sen o standartları. Gerçek dışı olduğunu fark edemedin bile.
Kendi zihnin senin yanlış olduğunu bas bas bağırırken durmayıp devam etmek asıl yeterlilik.
Bu yüzden şimdi ne olursa olsun; insanlara, ailene, çevrene ama en çok da kendine inat, o çok istediğin lakin kendini layık göremediğin o şeyi yap.
Git o tatlıyı ye, git önündeki koskoca ömrünü pişmanlığına yanarak değil de cesaretini hatırlayarak geçirmek için o kursa katıl, yayınla o kitabı, git açıl o gözünde çok büyüttüğün çocuğa. Hepimiz insanız neticesinde. Bırak artık o prensipleri, kır o koyarken binbir zorluk çektiğin sınırları.
Ve lütfen, ne olursa olsun sev o aynadaki görüntüyü. Şaheserinle gurur duy.
Yorumlar
Yorum Gönder