Harnâme | 1. Senaryo
Bir zamanlar çok çalışan, yük taşımaktan sırtı yara olmuş bir eşek varmış. Sabahın erken saatlerinden akşama kadar durmadan çalışır, sahibinin verdiği her görevi yerine getirirmiş. Ancak içinde bir huzursuzluk varmış. Çünkü kendini sürekli başkalarıyla kıyaslarmış.
Bir gün tarlada gördüğü öküzlere takılmış gözü. Öküzler güçlü, besili ve rahat görünüyormuş. Onları görünce içinden geçirmiş:
“Ben neden böyle zahmet içindeyim? Onlar rahatça yaşıyor, ben ise hep yük taşıyorum.”
Bu düşünce günlerce aklını kurcalamış. Çalışırken bile aklı öküzlerdeymiş. İçindeki kıskançlık büyüdükçe huzuru azalmış.
Bir gün yaşlı ve bilge bir eşeğe rastlamış. Bilge eşek onun hâlini anlayıp şöyle demiş:
“Her canlının yükü farklıdır. Sen başkasının nasibini istemeye başlarsan, elindekini de kaybedebilirsin. Açgözlülük insana da hayvana da zarar verir. Önemli olan, kendi payına razı olup görevini en iyi şekilde yapmaktır.”
Bu sözler genç eşeği derinden etkilemiş. İlk defa durup düşünmüş. Gerçekten de kıskançlık onu yormaktan başka bir işe yaramıyormuş. Öküzlerin hayatı dışarıdan göründüğü gibi olmayabilirmiş.
O günden sonra eşek değişmiş. Çalışmaya devam etmiş; fakat artık başkalarını kıskanmamış. Elindekine şükretmeyi, kanaatkâr olmayı öğrenmiş. İçindeki huzursuzluk yerini sakinliğe bırakmış.
Böylece eşek, bilge eşeğin öğüdüne uyarak açgözlülüğün zararını anlamış ve kendi hâline razı olarak gerçek huzuru bulmuş.
Yorumlar
Yorum Gönder